20 Kasım 2010 Cumartesi

bayram mı tatil mi

Aslında olay şundan kaynaklanıyor:
Eğer küçükken anne-babanız bayram geldiğinde öfleyip pöfleyerek, isteksiz,zorla bayramlarda büyüklerine akrabalarına eşe dosta gidiyorsa bu tavır maalesef ufak cocuklarına da aynen sirayet ediyor. Ve güngelip çocuklar büyüyünce bayramları sadece tatil,bir kaçış nitelendiriyorlar. Ama tam tersi bayramları gerçek hüviyetinde yaşayan yansıtan anne-babaların çocukları yıllar geçse de,mevsimler başkalaşsa da o gördükleri bayram coşkusunu aynen devam ettiriyorlar.
sonuçta bir bayramı daha geride bırakırken bizim o büyük dediğimiz ailede bayramlaşacağımız ne kadar da az insan kalmış, acıdır ki sanırım bizim biraz daha ileriki zamanlarda bayramlaşacağımız kimse kalmayacak ...

15 Kasım 2010 Pazartesi

emek

dün akşamüstü televizyonda %100 futbol programını izlerken rıdvan dilmen güntekin onaya dönüp şöyle dedi:
_güntekin dün gece oturdum tüm takımların analizini yaptım gecen seneden bu yana, fenerin eksiği ne, galatasarayda neler olmuş, beşiktaş niye geriledi,trabzondaki yükseliş, bursanın performansı vs. baya bir kafa yordum , akşamki programda tek tek bu analizlerimi anlatacam ...

Düsündüm de bize aslında ne kolay geliyor adam maçları izliyor, iki yorum yapıyor ne var bunda diyoruz. ama işte öyle değil. rıdvan dilmen bu yorum konusunda türkiyede en başta gelen isimlerden biri ve bunu öyle iki mac izleyip de oturtmadı. belli ki baya analiz yapıyor baya mac seyrediyor, avrupa,dünya,amatör ligler vs. yani bir emek var ve aldığı ücreti haketme duygusu.

bir başka örnek gene gecende gazetede okuduğum bir haberdi. aykut kocaman idmanlardan saatler evvel gelip 2mac kaseti izleyip analizleri cıkartıp idmana öyle geciyormuş. bir de idmanlarda bazen kimi mevkilerde kendi de forma giyip oyunun oyuncunun psikolojisini yakalamaya çalısıyormus. eski bir örnek de fatih terimin uefa şampiyonu yaptığı senelerde floryadaki günlerce sabahlaması verilebilir.

futboldan girdim olaya aslında dışardan bakıldığında yahu ne yapıyor ki bu yorumcular,köşe yazarları,teknik direktörler denilebilir,haklı noktalar da olabilir ama belli bir noktaya gelinmesi için insanlar cidden kafa patlatıyor, emek veriyorlar..

çoğu kez arkadaşlarla bir araya gelip ülke meseleleri hakkında konuşuruz,eksikleri,olması gerekenleri konuşuruz, kötü bir şey mi hayır ama çoğumuz itibariyle de takvimleri karıştırıp tatilleri hesap ederiz ,bi hafta mı olur,acaba cumartesiyi de bağlarlar mı gibilerinden..

sonuc itibariyle gerçekten bir karınca, bir arı gayreti lazım eğer gerçekten bir şeyler yapmak istiyorsak,yoksa lafla peynir gibisi yürümez...

14 Kasım 2010 Pazar

terör belası

yıllardır sivrisineklerle uğraşıp durduk, hiç şu bataklığa el atmanın asıl çözüm olduğunu düsündürtmediler bize, hep uyutulduk,bize lanse edilen üzerinden bağırdık çağırdık ama artık iş tüm boyutlarıyla herkesce olmasa da görülüyor,okunuyor... çözüm uzak değil ama kolay da değil,umarım gecen tüyapta eski anayasa raportörüne sorduğum kış bitti mi bahar yakın mı ülkeye diye soruma aldığım o umutlu cevap gibi olur..


ömer baba:niye canın sıkkın gibi..

polat:nasıl sıkkın olmasın baba..kahpe terör sadece kanımızı dökmekle canımızı yakmakla kalmıyor,sapla samanı karıştıranların sayısını artırıyor..bu lanet fitne daha ne kadar ocak söndürecek..

ömer baba:kime kızıyoruz evladım..kime kızacaz..bu durum bizim eserimiz değil mi..bir toplumda böyle binlerce terörist ortaya çıkabiliyorsa, kendimizi hesaba çekmemiz gerekmez mi? hani bizim eğitimimiz..seksen yıldır nasıl eğittik çocukları..gençleri nasıl yetiştirdik..onlara ne verdik..hadi dünyalık,para,pul,iş,aş veremedik,kanaat etmeyide öğretemedik..en önemlisi, insan sevgisini aşılayamadık..

polat:baba bunların başlarında, içlerinde mülkiyeliler var,tıbbiyeliler var, hukukcular var..aralarında okumuş gençler var..

ömer baba:okutmak başka şey, eğitmek başka şey..hele insan sevgisi aşılamak, büsbütün başka bir şey..vaktiyle padişahın biri,memleketinde çıkan isyanı bastırmak için,bütün gücünü seferber eder..nihayet eşkiyayı yakalar..hepsini idam ettirecekken, aralarındaki 13 -14 yaşındaki çocuğu ayırır... eşkiya reisinin oğlu olan bu çocuğu saray mektebinde kendi oğullarıyla birlikte eğitmeye karar verir..vezirler itiraz ederler..aman sultanım derler..bunu eğitip, yetiştirirseniz,yarın kan çeker..babası gibi isyan eder..başınıza galiyeler açar..üstelik bide kan davası güder..padişah vezirlerini hafif alaylı ve acılı bir ifadeyle süzer..ben ona babalık yapacam..babasından daha büyük bir iyilik yapacam..ben onu sevecem..oda beni sevecek..insanı sevecek.. zaman geçer..eşkiya oğlu yetişir..güzel bir insan olur..vezirlik makamına gelir..milletine ve memleketine büyük hizmetler verir..sapla samanı ayırmak budur evladım..kötüden iyi ayırmak,kötünün içinden iyiyi çıkarmak,kötünün kötülüğünü iyiye dönüştürmek..aslında devlet olmak budur işte..Allah ölüden diri çıkarır,diriden ölü çıkarır

dünyevileşme

burda anlatılmak istenen dünyadan elini eteğini çekmek değil, sadece elde edilen zenginlikler karşısındaki tavrımıza yönelik bir uyarıdır.

polat: baba sen hiçbir şeyden korktun mu?

ömer baba: yaşadığım dünyanın gözümü büyülemesinden başka, hiç bir şeyden korkmadım...

polat: gözünü büyüleyecek bir hayatın içine girmeyi hiç tercih etmedin ki baba...neyinden korktun bunun?...

ömer baba:ya yaşadığın hayat ya birilerinin yaşadığı hayat birilerinin gözünü büyüler...

polat:bundan nasıl korunabilir insan?...

ömer baba:birgün süleyman peygamber uçan halısının üstüne binmiş...başlamış ülkesinin üstünde gezinmeye...dalmış o güzelliklere...büyülenmiş ne güzel şeylere sahibim diye...halı başlamış eğilmeye...halının eğildiğini farkeden süleyman halı doğrul demiş...halı biraz daha eğilmiş...halı doğrul ben cihan sultanı, sultan süleymanım demiş...halı biraz daha eğilmiş...halı doğrul ben peygamber süleymanım demiş... halı biraz daha eğilmiş...süleyman peygamber düştü düşecek...halı napıyorsun? doğrul diyorum sana...halı cevap vermiş...asıl sen doğrul süleyman, bunların hepsi Allah'ın hiçbir şeyi kendinden bilme...saltanatı, varlığı kendinden bilmediğin sürece evladım, hiçbir şey gözünü büyüleyemez...olaki büyülerse, halıyı değil; kendini doğrult...

polat:baba, eğilirsem bana doğrul de olur mu?

hasret

Yüreğimin her bir zerresinde

Şehr-i İstanbulun dört bir köşesinde

Senden bir hatıra saklı



Gönlüm ney gibi inler durur

Üsküdarı beşiktaşı eyübü bana seni solur

Kaçış yok her yanım çepeçevre kuşatılı



Geceler boyu türküler dinlerim yanık

Hasretine mehtap ve yıldızlar tanık

Bir gülüşündür karanlıklarımın şafağı..